Güneş Sistemi-2
Gezegenlerin sıralanışı bir tesadüf değil
Merkür, Venüs, Dünya ve Mars neden kayalık?
Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün neden devasa?
Bu farklılık, Güneş Sistemi'nin doğduğu zamanki koşullarla yakından ilişkilidir. Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce genç Güneş'in çevresinde dönen gezegen oluşum diskinde sıcaklık her yerde aynı değildi.

Güneş'e yakın bölgeler çok sıcaktı. Burada kaya ve metal gibi yüksek sıcaklıklara dayanabilen maddeler kalabildi. Bu nedenle iç bölgelerde karasal gezegenler olarak adlandırdığımız Merkür, Venüs, Dünya ve Mars oluştu.
Daha dış bölgelerde ise su, metan ve amonyak gibi daha uçucu maddeler buz halinde bulunabiliyordu. Bu malzemeler daha büyük gezegen çekirdeklerinin oluşmasına katkıda bulundu. Böylece dış bölgelerde Jüpiter ve Satürn gibi gaz devleri, Uranüs ve Neptün gibi buz devleri ortaya çıktı.
Aslında gezegenlerin bugünkü dizilişi, 4,6 milyar yıl önce Güneş Sistemi'nin doğduğu ortamın adeta fosilleşmiş bir kaydıdır. Gökyüzüne baktığımızda yalnızca gezegenleri değil, Güneş Sistemi'nin oluşum hikâyesini de görüyoruz.
Güneş Sistemi'nin en sıcak gezegeni Güneş'e en yakın olan değil
Burada küçük bir astronomik sürprizle karşılaşıyoruz.
Merkür, Güneş'e en yakın gezegendir.
Ama Güneş Sistemi'nin en sıcak gezegeni Venüs'tür.
Ortalama yüzey sıcaklığı yaklaşık 464 °C olan Venüs, kurşunu eritebilecek kadar sıcaktır.
Peki nasıl?
Cevap atmosferdir.
Venüs'ün son derece yoğun atmosferi, güçlü bir sera etkisi oluşturur. Güneş'ten aldığı enerjinin uzaya geri kaçmasını büyük ölçüde engelleyen atmosfer, gezegenin yüzeyini olağanüstü derecede ısıtır.

Merkür ise Güneş'e daha yakın olmasına rağmen çok ince bir ekzosfere sahiptir. Bu nedenle yüzeyi aldığı ısıyı gece tarafında hızla kaybedebilir.
Merkür'ün gündüz sıcaklığı yaklaşık 430 °C'ye çıkabilirken gece sıcaklığı yaklaşık -180 °C'ye kadar düşebilir.
Dolayısıyla “Güneş'e ne kadar yakınsan o kadar sıcaksındır” düşüncesi Güneş Sistemi'nde her zaman işe yaramaz. Atmosfer, bazen uzaklıktan çok daha belirleyici olabilir.
Jüpiter'in içine yaklaşık 1.300 Dünya sığabilir
Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'dir.
Öylesine büyüktür ki NASA'nın verdiği basit bir karşılaştırmaya göre, Jüpiter'i içi boş bir küre haline getirebilseydik yaklaşık 1.300 Dünya onun içine sığabilirdi.

Ancak burada daha ilginç olan başka bir gerçek vardır:
Jüpiter yalnızca büyük değildir.
Kütlesi sayesinde Güneş Sistemi'nin mimarisinde de önemli bir rol oynar.
Dev gezegenin kütleçekimi, Güneş Sistemi'nin oluşumundan arta kalan birçok küçük gökcismine güçlü biçimde etki etmiştir. Özellikle dış Güneş Sistemi'ndeki küçük cisimlerin yörüngelerinin şekillenmesinde Jüpiter'in rolü büyüktür.
Hatta NASA'nın Oort Bulutu hakkındaki açıklamasında, gezegen oluşumundan arta kalan birçok küçük cismin Jüpiter başta olmak üzere gezegenlerin kütleçekimiyle çok uzak yörüngelere savrulmuş olabileceği belirtiliyor. Bir anlamda Jüpiter yalnızca Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni değil, aynı zamanda onun erken tarihindeki önemli “kozmik aktörlerden” biridir.





Yorumlar